Deprecated: preg_replace(): The /e modifier is deprecated, use preg_replace_callback instead in /home3/folklorg/public_html/forum/Sources/Load.php(225) : runtime-created function on line 3

Deprecated: preg_replace(): The /e modifier is deprecated, use preg_replace_callback instead in /home3/folklorg/public_html/forum/Sources/Load.php(225) : runtime-created function on line 3

Deprecated: preg_replace(): The /e modifier is deprecated, use preg_replace_callback instead in /home3/folklorg/public_html/forum/Sources/Load.php(225) : runtime-created function on line 3

Deprecated: preg_replace(): The /e modifier is deprecated, use preg_replace_callback instead in /home3/folklorg/public_html/forum/Sources/Load.php(225) : runtime-created function on line 3

Deprecated: preg_replace(): The /e modifier is deprecated, use preg_replace_callback instead in /home3/folklorg/public_html/forum/Sources/Load.php(225) : runtime-created function on line 3
Son gönderdiği mesajlar: 06_selo_50 | Folklor / Halk Oyunları Forum

İletisim İcin Tiklayiniz
+ Folklor .Gen.Tr Forum
Kullanıcı Adı: Beni Hatirla
Şifre:
  İletileri Göster
Sayfa: [1]
1  Halk Oyunları / Yöreler / Ynt: BİTLİS YÖRESİ : 17-10-2009, 00:03
bilgi paylaşıldıkça çoğalır o yüzden elimizden geldiği kadar bir birimize yardımcı olursak inşallah kültürümüzüde halk oyunlarımızıda daima ayakta tutarız
2  Folklor / Halk Müziği / Türk Halk Müziği Çalgıları : 16-10-2009, 05:52
Halk Müziği Enstrumanları

 

Bağlama

Ülkemizde kullanımı en yaygın olan telli bir Türk Halk Çalgısıdır. Yörelere ve ebatlarına göre bu çalgıya, Bağlama, Divan sazı, Bozuk, Çöğür, Kopuz Irızva, Cura, Tambura vb. adlar verilmektedir.

Bağlama ailesinin en küçük ve en ince ses veren çalgısı Curadır. Curadan biraz daha büyük ve curaya göre bir oktav kalından ses veren çalgı ise Tamburadır. Bağlama ailesinin en kalın ses veren çalgısı ise Divan Sazı'dır. Tamburaya göre bir oktav kalından ses verirBağlama; Tekne, Göğüs ve Sap olmak üzere üç ana kısımdan oluşmakatadır. Tekne kısmı genelde dut ağacından yapılmaktadır. Ancak dut ağacının dışında ardıç, kestane, ceviz, gürgen gibi ağaçlardan da yapılmaktadır. Göğüs kısmı ladin ağacından, sap kısmı ise gürgen, ak gürgen veya ardıç ağacından yapılmaktadır.

Sap kısmının tekneden uzak kısmı üzerinde tellerin bağlandığı Burgu adı verilen parçalar vardır. Bağlamanın akordu bu burgular kullanılarak yapılmaktadır. Sap kısmı üzerinde misina ile bağlanmış perdeler bulunmaktadır. Bağlama Mızrap veya Tezene adı verilen kiraz ağacı kabuğu veya plastikten yapılan araçla çalındığı gibi bazı yörelerimizde parmakla da çalınmaktadır. Bu çalım tekniğine Şelpe adı verilmektedir.

Bağlama üzerinde ikişerli veya üçerli guruplar halinde üç gurup tel bulunmaktadır. Bu tel gurupları değişik biçimlerde akort edilebilmektedir. Örneğin bağlama düzeni adı verilen akort biçiminde alt gruptaki teller yazılış itibariyle La,orta guruptaki teller Re,üst guruptaki teller ise Mi seslerini vermektedir. Bu akort biçimi dışında Kara Düzen, Misket Düzeni Müstezat, Abdal Düzeni, Rast Düzeni vb. akort biçimleri de vardır.



 

Kabak Kemane

Yaylı bir Türk Halk çalgısıdır. Yörelere ve biçimlerine göre farklılık göstermektedir. Kabak, Kemane, Iklığ, Kabak, Rabab, Hatay ilinde Hegit, Güneydoğu'da Rubaba, Azerbeycan'da Kemança ve Orta Asya Türklerinde Gıcak, Gıccek veya Gıjek adıyla bilinen bu çalgıların aynı kökten oldukları bilinmektedir.

Tekne kısmı genellikle su kabağından yapılmaktadır. Ayrıca ağaçtan yapılanı da yaygındır. Sap kısmı sert ağaçlardan yapılmaktadır. Tekne kısmının altında ağaçtan veya metalden yapılmış mil vardır. Bu mil diz üzerine konur ve çalgının sağa sola hareketi sağlanır. Yay ise bir çubuğun bir ucundan diğer ucuna at kuyruğunun kıllarının bağlanması ile yapılmaktadır. Kabak kemaneye önceleri bağırsaktan yapılan Kiriş adı verilen teller takılırken günümüzde madeni teller kullanılmaktadır.


 

Karadeniz Kemençesi

Yaylı bir Türk Halk çalgısıdır. Adından da anlaşılacağı üzere Karadeniz Bölgesi'nde yaygın olarak kullanılan bir çalgıdır. Kemençenin tekne kısmı dut,erik,ardıç ağaçlarından yapılmaktadır. Yayın çubuğu ise genellikle gül ve şimşir ağaçlarından yapılmaktadır. Yayın uç kısımlarına at kuyruğu kılları bağlanmaktadır.

Kemençe üç telli bir çalgıdır. Kemençeye eskiden bağırsaktan yapılan kiriş teller takılırken, günümüzde daha çok madeni teller kullanılmaktadır.

Kemençe perdesiz bir çalgıdır. Her türlü kromatik sesleri kolaylıkla elde etmek mümkün olabilmektedir. Kemençe genellikle iki tele aynı anda basılıp paralel dörtlü sesler elde edilerek çalınmaktadır. Ayrıca bilek hareketleriyle sağlanan özel bir çalım tekniği ile çalınmaktadır.


 

Zurna

Üflemeli bir Türk Halk çalgısıdır. Sesinin gürlüğü nedeniyle daha çok açık alanlarda; köy düğünlerinde, asker uğurlamada, spor faaliyetlerinde, halk oyunlarında ve benzeri törenlerde çalınmıştır. Osmanlı döneminde mehter takımının birincil melodi çalgısı olmuştur. Orta oyununda da kullanıldığı bilinmektedir. Daha çok davul eşlikli çalınmaktadır. Entenasyonun sağlanmasındaki güçlük ve ses hacminin çokluğu nedeniyle çalgı topluluklarında kullanılmaktadır. Ancak son yıllarda bazı halk müziği çalgı topluluklarında kullanıldığı görülmektedir.


Yaklaşık iki oktavlık ses mesafesi olan zurnanın üstte yedi, altta bir olmak üzere sekiz tane melodi perdesi bulunmaktadır. Arka tarafındaki perde, ön tarafındaki kamış kısmına doğru ilk iki perdenin arasına gelecek şekildedir. Perdeler yaklaşık 6-8 mm. çapında daire biçimindedir. Boyu 30 ile 60 cm. arasında değişmekte olup melodi perdelerinin bittiği kısımdan itibaren huni biçiminde genişlemektedir. Bu kısma kalak adı verilmektedir. Üflenen kısmında ucuna kamış takılan ince boru şeklinde bir mil vardır. Bu mile Metem adı verilmektedir. Ayrıca nefes alma tekniğini kolaylaştırmak için ortası delik daire biçiminde bir parça metem üzerine geçilir. Bu parçaya Avurtluk adı verilmektedir. Ağız içi boşluğuna biriktirilen hava kamıştan üflenirken burundan aynı anda nefes alınarak kesintisiz çalma tekniği zurna çalımında en çok kullanılan tekniktir.

Melodi perdelerinin dışında, kalak kısmı üzerinde yedi tane delik vardır ki bu delikler melodi perdelerinden daha küçük çaptadır. Bu deliklere şeytan deliği veya cin deliği adları verilmektedir. Bu delikler çalgıcının ses buluşuna göre balmumu veya benzeri maddelerle kapatılabilmektedir.

60 cm. ile 30 cm. arasında değişik ebatlarda olduğunu belirttiğimiz bu çalgıyı ses rengine göre; Kaba Zurna, Orta Kaba Zurna ve Cura Zurna (Zil Zurna) olmak üzere üç çeşittir. Genellikle erik, kayısı, şimşir, ceviz vb. ağaçlarından yapılmaktadır.

 
 
 

Kaval

Üflemeli bir Türk Halk çalgısıdır. Halk arasında çoban çalgısı olarak bilinir. Değişik yörelerde Guval, Kuval adlarıyla da bilinmektedir. Çobanın kaval ile koyun sürüsünü yönlendirdiği inanışının halk arasında yaygın olduğu bilinmektedir. Kaval kelimesinin içi boş anlamına gelen 'Kav' kökünden türediği sanılmaktadır.

Ses mesafesi yaklaşık 2, 5-3 oktavdır . Günümüzde halk müziği çalgı toplulukların önemli bir renk çalgısı olarak kullanılmaktadır. Topluluk içinde solo çalgı olarak kullanılabilen bir çalgıdır. Diğer çalgılarla birlikte çalınabilen kaval ses özelliğini korur.


Kaval belli standarda göre üretilmediğinden ebatları hakkında ancak uzunluğunun 30 cm. ile 80 cm. arasında değiştiğini çapının ise yaklaşık 1,5 cm. olduğunu söyleyebiliriz. Üst kısmında 7, alt kısmında ise 1 melodi perdesi bulunmaktadır. Bu perdeler dışında kavalın alt kısmında da Şeytan Deliği ve Hazreti Ali adı verilen 4 perde daha vardır.


Kavalın Dilli Kaval ve Dilsiz Kaval olmak üzere başlıca iki çeşidi vardır. Genellikle erik ağacından yapılmaktadır


 

Mey

Üflemeli bir Türk Halk çalgısıdır. Ana gövde, Kamış ve Kıskaç olmak üzere üç parçadan oluşmaktadır. Kıskaç kamışın uç kısmına takılmaktadır. Kıskaç kamış üzerinde aşağı veya yukarı doğru itilir ve yaklaşık bir perdelik ses değişimi sağlanarak akort edilebilir.Gürgen, ceviz, erik vb. ağaçlarından yapılan Mey yaklaşık bir oktavlık ses mesafesine sahiptir. Yedi üstte, bir altta olmak üzere toplam sekiz tane melodi perdesi vardır. Cura Mey,Orta Mey, Ana Mey olmak üzere üç çeşit mey vardır. Ayrıca Azerbeycan'da Mey'e Balaban adı verilmektedir.



 

Davul

Bilinen en eski vurma çalgıdır. Değişik ebatlarda olabilmektedir ve genellikle açık alanlarda; düğün, halk oyunlarında ve değişik törenlerde kullanılmaktadır. Daire biçimine getirilmiş ağaç kasnak üzerine iki adet çıtadan yapılmış ve deri gerilmiş çember kalın ip veya kayış yardımıyla geçirilir.

Deri veya ipten örme bir kayış yardımıyla omuza asılarak çalınmaktadır. Davulun bir yüzündeki deri kalın, diğer yüzündeki deri ise daha incedir. İnce kısım keçi, kalın kısım ise koyun derisinden yapılmaktadır. Kalın derinin olduğu kısma Tokmak, ince derinin olduğu kısma ise ağaçtan yapılan ince çubuk vurularak çalınmaktadır. Çubuk ile tarama ve tremolo yapmak mümkündür. Davul omuzda kayışla asılarak çalındığı gibi koltuk altında eller ile de çalınabilmektedir.



 

Def

Vurmalı bir Türk Halk çalgısıdır. Metal veya ağaçtan yapılmış kasnak üzerine deri gerilerek yapılır. Zilli Tef ve Zilsiz Tef olmak üzere iki çeşittir.








 

Sipsi

Üflemeli bir Türk Çalgısı olan Sipsi kemik, ağaç veya kamıştan yapılmaktadır. Kamıştan yapılan ise daha yaygındır. Uç kısmında ses veren ve kamıştan yapılan küçük bir parça daha vardır. Bu kısım tamamen ağız içine alınarak hava üflenir.
Yurdumuzda Ege Bölgesi'nde yaygın olarak kullanılmaktadır. Beş üst, bir alt kısmında olmak üzere toplam altı tane melodi perdesi bulunmaktadır.



 

Tulum

Üflemeli bir Türk Halk çalgısıdır. Deri kısmı, Nav ve Ağızlık olmak üzere üç kısımdan oluşmaktadır. Deri kısmına hava depolanır ve koltuk altından bastırılarak Nav kısmına hava gitmesi sağlanır. Nav kısmı ise Melodi Çalınan kısmıdır. Analık ve Dillik adı verilen iki kısımdan oluşmaktadır. Ağızlık kısmı ise tulumun deri kısmına hava göndermeye yarayan bölümdür.Tulum yurdumuzda Trabzon, Rize, Erzurum, Kars'ta, Kuzey ve Doğu Anadolu Bölgesinde ve Trakya bölgesinde kullanılmaktadır. Genellikle kuzu ve oğlak derisinden yapılan tuluma Trakya'da Gayda adı verilmektedir.

 
 
3  Halk Oyunları / Yöreler / BİTLİS YÖRESİ : 16-10-2009, 05:46
BİTLİS YÖRESİ
HALK MÜZİĞİ ve HALKOYUNLARI


Bitlis folklorunun, renkliliği ve özgünlüğüyle Doğu Anadolu Bölgesi folkloru önemli bir yeri vardır. Yöre insanının zor koşullar içindeki sevdalan, ayrılıkları, ölümler, doğa olayları karşısındaki duygulanışları, halk edebiyatı ürünlerine yansımıştır. Bitlis yöresi, maniler, türküler, deyişler, söylenceler, atasözleri ve bilmeceler açısından zengindir. Yöresel halk edebiyatı ürünlerinin çoğu anonimdir. Deyişleri günümüze ulaşabilmiş halk ozanlarının sayısıysa azdır.

* HALK MÜZİĞİ

Bitlis folklor ürünlerinde doğal çevrenin ve toplumsal yaşamın etkileri açıkça görülür. Halk müziğinde ve oyunlarında bu etki daha da belirgindir.

Bitlis, uzun hava yöresidir. Halay çekilirken bile arada sazlar susar uzun hava söylenir. Bu gelenek, günümüzde de tüm canlılığı ile sürmektedir. Uzun hava sözleri okunduktan sonra davul zuma, yemden halay ezgisini çalar ve oyun sürer. Bitlis halk oyunlarında ve müziğinde komşu illerin ezgi ve oyunlarıyla benzerlikler görülür. Aynca, eski aşıklardan Kerem, Ercişli Emrah, Dervişoğlu Sümmani, Köroğu vb. ozanların deyişleri söylenir. Bunlardan başka; maniler, sayacı türküleri, muammaalar, beriteler (halay çekerken söylenen döndürmeli türküler), dağ havalan, yayla havalan, gelin ile yolcu, gelin ile kız ve oğlan deyişleri, kış-yaz gibi mevsimlerle ilgili türküler, Dervişoğlu-Karari atışmalan, yağmur duası, güneş duası gibi müzikli tekerlemeler bölgenin sözlü müzik folklorunu oluşturur. Maniler, düz mani ve hoyrat mani olarak da söylenir. Bitlis Halk müziğinin, yanaşık ve komşu seslerin çokça kullanıldığı bir ezgi yapısı vardır. Bu ezgiler, geniş aralıklardan çok 41ü ve 5'liler içinde sürer. En geniş türküleri bir 81i içindedir. Devinimli sıcak, has ezgiler çoğunluktadır. Yörede tavır bakımından Van, Muş, Ağn gibi komşu illere çok yaklaşan ve zaman zaman Erzurum'u anımsatan türkülere de rastlanır. Daha çok nefesli sazlara özenilmiştir. Davul, zuma, dilli, dilsiz kavallar, çoban düdükleri, kartal kemiğinden yapılan çığırtma türünden nefesli sazlar büyük bir ustalıkla çalınır. Aynca, kemence delikleri yaylı halk sazları da vardır ki, gövdesi ve sapı ceviz ağacından yapılır. Üç tellidir. Teller ve yay at kuyruğu kıllanndandır. Vurmalı sazlann başında davul ve tef vardır.

Bitlis halk müziği ve oyunlannın ritmik yapısı şöyle özetlenebilir: 2, 3, 4 zamanlı ana usuller, bunlann üçerli biçimi olan 6 ve 12 sekizlik ezgiler, 5 ve 10 zamanlı türkü ve oyun havalan çoğunluktadır. Halay havalanmn bir bölümü ana usulle başlayıp üçerli biçime, ya da üçerli biçimle başlayıp düz ana usullere dönüşmektedir.

Bitlis'ten derlenen türkü ve halay havalanmn bir bölümü şunlardır:

Bitlis'in Yollan, Bağa Vardım, Yoncalar, Dideban Üstündeyim, Oynama Yorulurum, Memmi, Gök Meydan Baş Aşağı, Bitlis'te Beş Minare, maniler, beriteler, Yaz Olanda Bu Yaylayı Gezmeli, Sofi Gardaş, Üç Memeleket Gördüm Men, toy güvenk havalan (topluca türkülü oyun), gelin-kız deyişmesi, gelin-kız-oğlan deyişmesi, Yeri Yeri Han Bağına, deyişmeler, Bugün Nazlı Yardan Bir Name Geldi, Bugün Üç Güzelin Seyrin Eyledim, Bu Su Böyle Akarsa, Can Meral Can, Ağır Güvenk, Arkuşta, Bitlis Koçerisi, Çarşıbaşı, Çarşıda Atlar, Değirmenci, Dokuz Ayak, Garzani, Gaşmk, Gorani, Güvende, Henhemmi, Hımhımını, Kevaş, Kevenk (Güvenk), Kılıçkalkan, Koç Halayı, Lezgi, Lorke, Meryem, Meryem Harkuştası, Meral, Meyroki, Mutki, Papuri, Sepi, Süzme, Temirağa, Teşi, Tiringo vb.

* HALKOYUNLARI

Bitlis yöresinde halk oyunlarının çok çeşitli ve özgün örneklerine rastlanmaktadır. Oyunlar genellikle halay ya da bar biçimindedir. Halay, Bitlis'te "Berite" adım alır. Halkuşta, Çarşıbaşı, Süzme Oyunu, Garzane, Temirağa, Harkusta, Tiringo, halay türü oyunlardır. Bitlis Ban, Nari, Aşırma bar özelliğini taşır. Oyunlar genelde insanın sertlik, birlik-beraberlik ve insan sevgisi duygularını ifade eder.

Oyunlar, koreografik düzenlen yönünden çeşitlilik gösterir. Sıralarda bağlantılar, çeşitli biçimlerde olur. Değirmenci'de, Govenk'te, Nare'de, Temirağa'da oyuncular, birbirlerini parmaklarından tutar, Hımhimi'de kol kola girer, Tenzere'de parmaklar kenetlenir. Barlarda eller taraklanır. Düz halayda oyuncular birbirlerine sarılır. Yallı'da tutuşmalar omuzdandır. Tiringo, Papuri oyunlan kadınlı, erkekli karma oynanır. Karma oyunlarda kadınlı erkekli dizilişler değişik olur. Nanaylar'da iç içe halkalar oluşturulur. Erkekler, çoğunlukla iç halkadadır. Oyunlar çabuk ve karmaşıktır. Devinimler zengindir. Yöre oyunlarında rastlanan bir özellik de, değişik biçimlerdeki el vuruşmalardır. Mutki Harkuştası'nda, Çiftler yan yana dururken el vuruştururlar. Meryem Harkuştası'nda ise ters yönden gelen çiftler birbirlerini bir boy geçtikten sonra dönüp ellerini vuruşturur, sonra elleri yukarda giderler. Oyunlar yerel giysilerle davul, zuma, bağlama, kaval, tef eşliğinde oynanır. Bazılarında oyuncular, müziğe sözle katılır.

* YÖRE OYUNLARINDAN ÖRNEKLER

* Gövenk (Güvenk):

Oyun gelinle güvey ailesini tanıştırmayı amaçlar. Kadınlar karşılama biçiminde oynandığı gibi, karma olarak da oynanmaktadır. Halay türü ağır oynanan bir oyundur, adım sözlerinden alır.

* Nare:

Halay türündendir. Kadm-erkek bağlı dizilişle oynanan ağır ve yalın bir oyundur. Çarşnda Atîas: Sözlü, bağlı ve kadınlar arasında oynanan bir halay türüdür. Sıra biçiminde oynanır, tutuşmalar omuzdandır. Sert, devinimli figürleri vardır. Def eşliğinde oynanır.

Memoş:

Kadınlar elde mendil, tek olarak, def eşliğinde oynar. Titreşme ve iki yana eğilme figürleri ağır basar.

Boîağ (Bahk) Attım Havaya:

Def eşliğinde oynanan kadın nanaylanndandır. Sıralar, omuzlar birbirine değecek biçimde, parmakların kenetlenmesiyle oluşur. Ağırlama bölümü bitirilip ikinci bölüme geçilirken, bağ çözülür. Bağsız, toplu oyun niteliğinde, önde ve yanlarda el çırparak oynamaya geçilir.

. Tînngo:

Yörenin en devinimli oyunlarından birisidir. Ellerde kırmızı ve ak mendiller vardır. Mendiller sallanarak, ayaklar sağa-sola çapraz atılarak oynanır. Yalnız kadınlar ya da yalnız erkekler arasında oynandığı gibi, karma olarak da oynanmaktadır. Çok ritmik bir oyundur.

Tenürağa:

Halay türünde, çok yavaş başlayıp giderek hızlanan bir oyundur. Sözlerinin ezgisine uyularak ayaklar, sağa-sola sallanır.

* Meyroki:

Hem erkekler, hem de kadınlar arasında oynanır. Daha çok titreme ve gösteriş oyunudur. İleri gidişlerde düz bir gidiş yerine önce sağa, sonra sola yürüyüşle bir yay çizilir.

* Garzane:

Halay türündeki oyunun, başlıca özellikleri sürekli omuz titretme, sert ayak figürleri ve yumuşak baş devinimleridir.

Harkuşta:

Oyunda sertlik ve ağırbaşlılık egemendir. İkiye ayrılan gençler, müziğin ritmine uyarak savaş alanındaymışçasma kıran kırana bir gösteri yapar. Sert vurma, vurulan yerden ses çıkarma, oyunun başlıca özelliğidir. "Harkuşta", "vuruş" anlamındadır.

* AtHey:

Kadm-erkek karışık oynanan halaylardandır. Titreme ve hızlı devinim, oyunun başlıca özelliğidir.

* Sepe:

Halay türündeki bu oyunun başlıca özelliği, sağ ayağm üç kez öne sallanmasından sonra, sol ayakla bir duraklama yapılmasıdır. Tutuşmalar omuzdandır.

Dokuzayak:

Omuzlardan tutularak oynanan bu oyunda, ayak figürleri, ayaklardaki devinim ve canlılık önemlidir. Oyunda ayak dokuz kez sallandığı için bu oyuna dokuzayak denmiştir. Yörede, "Nehpi" adıyla da bilinmektedir.

Botane:

Bu oyun Siirt yakınındaki Botan Çayından almaktadır. Hızlı başlayan, birden yavaşlayan figürler, bu çaym akışım andırmaktadır






4  Halk Oyunları / Kıyafetler / BİTLİS YÖRESİ : 16-10-2009, 05:42
GİYİM ve KUŞAM

Halkoyunlarında olduğu gibi yöresel giysilerde de bir zenginlik ve çeşitlilik bulunmaktadır. Bitlis halkı, yöresel giysilerini çok yönlü düşüncelerle seçmiş ve kullanmıştır.

Kadın Giysileri:

Kadın giysileri oldukça geniş bir zenginlik gösterir. Hatta kadının giyinişine göre onun evli, bekar, nişanlı olup olmadığı kolayca anlaşılır. Kadınların kullandığı giysiler kısaca şunlardır:

1 – Baş
Kofi:

Başa geçirilen fes benzeri, kenarları çuhaya benzeyen kumaşla çevrilmiş, tepe kısmı ipek veya benzeri ipliklerle elde işlenmiştir. Kofinin çevresinden sırta ve omuzlara doğru sarkan püsküller bulunur. Alın tarafına gelen kısmına ise “Tikme” adı verilen küçük altınlar (genellikle çeyrek altın) dizilir.

Merheme (Leçek – Laçik):

Saçlar görülmeyecek şekilde boydan boya başa örtülen ince, beyaz ve sık dokunmuş örtüdür. Etrafı elle örülmüş oyalar veya pullarla çevrelidir.

a) Puşu:

Serpuş da denilen bu giysi, başın çevresine alından geçirilmek Suretiyle merheme üzerine sarılır. Sol tarafta düğümlenerek aşağıya doğru sarkıtılır. Bazı yörelerde birden fazla olduğu da görülmektedir.

b) Hızma:

Tek burun deliğine veya burnun iki tarafına madenden yapılma (genellikle gümüşten), içten vidalı veya geçmeli olarak takılan bir çeşit süs eşyasıdır.

c) Tikme:

Kırmızı veya siyah renkli, kofiden daha kısa kenarlı olup başa giyilen bir giysidir. Bu giysi, alın hizasında olup üzeri, Hamidiyelerle süslü, zenginlerin giydiği bir başlık şeklidir.

2 – Boyun

Özellikle genç kızların boyunlarına bol miktarda ve değişik şekil ve renklerde boncuk asılır. Bu adet köylerde yapılmakta ve halen de devam etmektedir. Zengin olanlar, bunların dışında ip şekline getirilmiş olan kumaşın üzerine kulplu altın takarlar.

3 – Vücut

Fistan:

Genellikle kadife veya setenden yapılmış elbisedir. Bu elbiselerin üzerine renkli işlemelerle çeşitli motifler veya sırma işlemeler yapılır. Kolları uzun, belden aşağısı geniş ve uzundur.

Cepken:

Fistan üzerine giyilen, kadife veya diğer kumaşlardan yapılan yarım boy giysi veya yelektir. Cepken değişik renklerde olduğu gibi, uzaktan bakıldığında göz alıcı bir şekildedir.

Kemer:

Fistanın üzerinde takılan, kalın deriden yapılan ve “palaska” adı verilen kemerdir. Fistanın, ön taraftan iki ucu bu kemerin altına sokulur. Nedeni; hem uzun olan eteğin yere sürünmesini önlemek, hem de iç kısma giyilen diğer elbiselerin görünmesini sağlamaktır.

3 – Ayaklar

Köy kadınları ayaklarına yünden örünmüş değişik renkteki çorapları giyerler. Ayakkabı olarak “Trabzon” adı verilen lastik ayakkabı, aynı tipte yapılmış renkli naylon ayakkabı veya ender de olsa Harik giyilir. Eski tarihlerde köy kadınları ayaklarına halhal takarlardı.

Erkek Giysileri:

1 – Baş

Puşu:

Kadınlarda olduğu gibi erkekler de bu giysiyi kullanmaktadırlar. Özel kumaştan yapılarak, renk ve dokunuşlarına göre isimlendirilirler. Siyah, mavi, mor, beyaz, kırmızı puşu, altuniye ve desenli puşu şeklinde isimlendirilirler. Egal:

Erkeklerin kış aylarında başlarına bağladıkları, yün ve pamuktan dokunan, siyah ve mor renkli giysilerdir.

2 - Vücut

a) Köynek: Erkeklerin iç kısma giydiği, desenli kumaştan yapılan düğmeli bir giysidir. Şal:

Tiftik yününden yapılmış özel pantolondur. Her tarafı bol paçalı olup, ayağın üzerine kadar uzanır. Bele, pamuk ipliğinden yapılmış “uhçur” la bağlanır. Kemer takılanlara rastlamakta mümkündür.

Şapik:

“Gej” (tiftik keçisinin kılları ile dokunan, mekik sayısına göre kalitesi değişen, kışın sıcak, yarın serin tutmasıyla özellik gösteren, yöreye mahsus bir kumaş) adı verilen özel kumaştan yapılır. Ceket gibi kullanılan düğmesiz bir giysidir. Önü ve kol altları açıktır (yaz aylarında giyildiğinde hava almayı sağlar). Kol ağızları geriye doğru kıvrık olup, renkli kumaştan yapılır. Bu giysiler; el tezgahlarında, yün ve tiftikten dokunur. Kollarda ayrıca “Cellahi” adı verilen, bir metre boyunda, beyaz kumaştan yapılmış ve kola pazu kısmından bağlanan kol bağı bulunur. Şapikin içine yarım dik veya yakasız iç gömleği giyilir. Bu gömleğin kollarında 50 – 60 cm. uzunluğunda, beyaz kumaştan yapılmış, 3 – 5 cm. eninde bir ek kumaş bulunur. “Salte” adı verile bu ek parça, şapik giyildikten sonra geniş olan kolların devamlı olarak aşağıya doğru düşmemesini, yapılan işe mani olmaması için şapikin üzerine sarılarak dirsek hizasında bağlanır. Bu yeleğin her iki yanı işlemelidir. Yine yeleğin her iki yanında el işiyle yapılmış cep bulunur.

Aba:

Keçi derisinden yapılmış, kolsuz ve tüylerle kaplı, kış aylarında soğuktan korunmak gayesiyle giyilen bir giysidir.

3 – Ayak

Harik:

Üstü keçi tüyünden örülmüş, altı ise kendir ipinden dokunan bir ayakkabıdır. Serin tutması nedeniyle genellikle yaz aylarında giyilir.

Çorap:

Düz beyaz, renkli, veya desenli olarak yünden örülür.

Çarık:

Manda derisinden yapılır. Kadın ve erkekler dört mevsimde de giyerler. Uzun deri ip bağları ile bileğe bağlanırlar. Anadolu nun yabancı olmadığı bir giyecektir.






5  Genel Kategori / Genel Sohbet / Ynt: türkiye folklörleri hakkında çok önemli : 16-10-2009, 05:30
vallahi benim bildiğim kadarıyla İstanbul'un kendisine ait oyunları yok onun dışında diğer illerimizde bir birine yakın yörelerin oyunlarına benzesede hepsinin kendilerine has oyunları var diye biliyorum
6  Genel Kategori / Tanışma / Merhabalar : 16-10-2009, 05:27
Merhaba benim güzel ülkemin güzel gelenek ve göreneklerini kültürünü oyununu müziğini yaşatmak için uğraşan dostlara arkadaşlara
Sayfa: [1]
Arsiv
Powered by SMF 1.1.8 | SMF © 2006-2008, Simple Machines LLC
Copyright © 2008 Folklor / Halk Oyunları
Folklor | Halk Oyunları | Folklor Resimleri | Halk Oyunları Muzikleri | Halk Oyunları Videoları
Bu Sayfa 0.047 Saniyede 22 Sorgu ile Oluşturuldu

Google ve orumceklerin son ziyareti 29-07-2017, 21:58